Dag basında rastladım
Ak sakallı bırısıne
Bın yıllık bır halıya bın yıldan berı
Bagdas kurmus bır cınar gıbı
Sordum ona ask ne ustam
Hayatın sırrı ne
Tepeden tırnaga asıgım ben
Koskoca bır hayat var onumde
Sevda, kusun kanadında
Urkutursen tutamazsın
Okse ıle sapanla
Vurursunda saramazsın
Hayat sırrının suyunu
Cesmelerden bulamazsın
Ansızın bır delı caydan
Icersınde kanamazsın
Acılarımdan yola çıktım
Vardığım yer sıcak ellerindi
Dokunmaktan korktuğum teninde
Çocuksu saflık
Yine çığlıklar ve elimde cam parçaları
Gölgen vurur bedenime
Sözlerin ruhumda kan nehirleri
Kalbimde parmak izlerin
Korkma bilmez kimse burayı
Ruhun dolaşır bedenime
Kesik bir yaradan sızarsın hücrelerime
Artık senindir düşlerimde kaybolmak
Küçük bir dokunusundur hediyen
Bir yıldız kadar aldatıcı olmadan
Bir yağmur damlası
Bedenime bulaşan
Aynalarda saklı ruhun
Kalbimin kanıyla kutsandı
Ölümümü döktüm gözlerimden
Ellerindeki nem huzur değil bu yüzden
Bir soğukluk geçer bedenimden
Sen sanırım yüreğime yaklaşan
Ve nefesim kesilir
Ona sımsıkı tutunusundan
Aşk sızmaktı
Bir şarap şişesinin yanı basında
Sonra kaybolmak ve uzanmak ellerinin arasına
Gözlerinle kadeh arasında kaldım
Saçlarımı savurdum rüzgarına
Ufalandım sonsuz kumsallar yarattım
Üzerinde ayak izlerin
Korkma kimse bilmez burayı
İçimdeki melek gece doğmadan ...
zamanın içinde saklı görünmez bir gelecek
kurbanları habersiz, ne uyarı ne de işaret
kıyamet günü geldi, isa hesap soracak
ışığı görmeden önce ölmen gerek
unutulmuş çocuklar, yeni bir dine inanan
nefretle yönetilen hırs ve şehvet
yitirdiğin aklın peşinde sonsuz bir arayış
lanetlenmiş ruhlar kendi gerçekliklerinde
kaos çığrından çıktı
bir kuşku çağı
yüzleşmeler
atılgan ruh
piç oğlanların doğurttuğu günahkar kızlarınız
önüne gelenle yatan anneleriniz ve onların ensest düşkünü babaları
sonsuza dek lanetlenmiş ruhlar
ahlaksızlığa dayanan baskıcı bir tanrının ayakta tuttuğu
kaos çığrından çıktı
bir kuşku çağı
yüzleşmeler
atılgan yurt
ve uzayıp gider cennetin güneyi
kötülüğün kökleri kara bir ruhun yüreğidir
bir güçtür o sonsuza dek yaşayan
gizlenen gerçeğin peşinde bitmeyen bir arayış
tükenişidir umudun ve onurun
kalabalığın dehası
vasat bir insanda
herhangi bir orduya herhangi bir günde ikmal yapmaya yetecek kadar
hainlik, nefret, şiddet ve garabet vardır
ve en iyi cinayet işleyenler, cinayet aleyhinde ahkam kesenlerdir
ve en iyi nefret edenler, ask hakkında ahkam kesenlerdir
ve en iyi savasanlar, baris hakkında ahkam kesenlerdir
tanrı hakkında ahkam kesenlerin işi tanrıya kalmıştır
barıs hakkında ahkam kesenler kendileriyle barışık değildirler
barış hakkında ahkam kesenlerin sevgisi yoktur
ahkam kesenlerden sakının
çok bilenlerden sakının
devamli kitap okuyanlardan sakının
fakirlikten nefret edenlerden ya da fakirlikten gurur duyanlaran sakının
karşısindakine çabucak övgüler düzenlerden sakının
çünkü karşılığında övgüye ihtiyaçları vardır
çabucak tenkit edenlerden sakının
çünkü bilmediklerinden korkarlar
devamlı çevrelerinde kalabalık arayanlardan sakının
çünkü tek baslarına birer hiçtirler
vasat erkekten, vasat kadından sakının
aşklarından sakının, çünkü aşkları da vasattır ve vasatı arar
ancak nefretleri dahicedir
sizi, herhangi birini öldürmeye yetecek kadar dahicedir
tek basına ayakta durabilmeyi istemezler
tek basina ayakta durabilmeyi anlamazlar
ve kendilerinden farklı ne varsa yıkmaya çalışırlar
sanat yaratamadıklarından
sanatı da anlamayacaklar
kendi yarattıkları hatayı
dünyanın bir hatası sanacaklar
tam olarak sevemediklerinden
sevginizin de eksik olduğuna inanacaklar
ve sonra da sizden nefret edecekler
ve nefretleri mükemmel olacak
parlayan bir elmas gibi
bir bıçak gibi
bir dağ gibi
bir kaplan gibi
baldıran zehiri gibi
onların sanatları budur
come as you are, as you were
as i want you to be, as a friend, as a friend
as i've no enemy, take your time hurry up
the choice is yours don't be late
take a rest, as a friend,
as i've no memory, memory, memory, memory
dowsed in mud, soaked in bleech
as i want you to be, as a trend, as a friend
as i've no memory, memory, memory, memory
and i swear that i don't have a gun, don't have a gun
no i don't have a gun, no i don't have a gun
memory, memory, memory, memory
no i don't have a gun, and i swear i don't have a gun
no i don't have a gun, no i don't have a gun
no i don't have a gun, no i don't have a gun
memory, memory
"Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın... "Nereden çıktın bu vakitte" dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında;
"Gözünün dilini" bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı...
Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. ihtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin.
Kucaklamalı seni güvenli kolları,
...dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı...
En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz...
Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.
Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli.
Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin, "hak ettim" diyebilmelisin.
Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi...
Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş...
Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin.
Ve sen ağladığında, onun gözünden gelmeli yaş..."
Bakmayın ortak etiketimizin az göründüğüne...
öyle güzel bir adamdır ki agalloch,öyle sevilmeyi,sevmeyi hak eden !!!
işte bu kadar derim ey sosyomat güzelleri:)